Nesir

Yalan

Dün yakınlarımdan birisi kafayı çekmişti. Nerede keyif çektiğinden habersiz olsak da kendisi teşrif buyurmuşlardır….Tekebbürlü haliyle koltuğa öyle yayılmıştı ki sanki tüm dünya bunun malıydı.

Ölüm anı

Önümdeki o ışıklı yola konan – gençlik idi. Bense onun peşine düşerek izliyordum onu. Bir hayli gittikten sonra sondum:

İtiraf

Önceleri olduğu gibi, yine de izlenimlerimin, içimdeki tuzağında boğuluyorum. Kurguladığım hayaller aleminin yeri bomboştur. Kara yeller esiyor bu alemde. Aslında canımı sıkacak hiçbir neden yok.

Kalbime karşı tutumum

Sonbahar hatırlarla dolu yaprak dökümü başlarken her defasında kalbim bu kelimeleri fısıldıyor: «Tanrım, kaderim neden böyle ?» Ona ruh getiren tabiatı gönlüm zarif duygularla duyar.

Korkuyorum

Gece düşünce şehir uykuya dalmış. Sadece sükûnet uyumamış. Gecenin bağrını delen vahim sükunet. Ben uyumamışımdır. Bu sükunetin sadece benim kalbime hakim olacağına inanmıyorum.

Benim balıklarım

Bu yıl ağustos ayı idi. Evde yanı yalnız başınayım. Bir şeylerle uğraşmak istiyorum. Elbette bu, gelecek için yaratıcılığımın ilki olacaktır.
…Akvaryumda rengarenk ballıklar vardır. Bazen gereken şekilde ilgilenemesem bile çok bağlıyım onlara.

Benim babam

Ben on yaşımdayken babam hayatının en yükseliş dönemini yaşıyordu. İyi hatırlıyorum, yıl 1969. Moskova’da TSHA salonunda babamın konuşmasını dinliyorum. Hafızama güvenemiyorum aslında. Hafıza haindir.

Ben diyorum ki...

İnsan bazen hayattan bıkıyor, topluma küserek, başını alıp yalnızlığa – insanların bilmedikleri sessiz ve ıssız bir çöle gitmek ister. Sadece kendisinin ve Allahın olmasını ister. Ne birisini görmek ister ne de birilerinin bunu.

Dünyanın bedbahtı

Kim bilir dünyanın yaşını? Biz bu dünyada neden bu tür hevesle, ilgiyle yaşıyoruz? İstediğimiz zaman işimize geldiğinde günleri, haftaları ve ayları sayıyoruz. Bunların ömrümüzden silindiğini bilmiyoruz.

Ağaç ve kütüğü

Bu taş, bu da tartı. İnanmıyorsun kendin tar ve gör. Bazen başlıyorum dertlerimi kağıda dökmeye. Duyanlar, görenler diyorlar, yapma böyle bir az yumuşat. Ama ağaç kesmek Tanrının cezasına çarpılmaktır. Tamam, yumuşatacağım, sizin dediğiniz olsun.
[1] [2] [3]